cile sözcüğünün zıt anlamlısı nedir ?


cile kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : esenlik

<< cilalı çilekeş >>









android-uygulamamiz-yayinlandi


sanalsözlük'te esenlik kelimesiyle ilgili ne demişler ?

bu kelimeyle ilgili sanalsözlük'te yaklaşık 7 sayfa içerik bulunmaktadır.

  1. necip fazıl kısakürek'in bir şiiri.
  2. çoğu insanın dünyaya geliş sebebi..
  3. tasavvuf terimidir. farsca kirk kelimesinden gelmektedir. tasavvufta cilenin kirik gun cekilmesine baglidir bu da. hatta (bkz: erbain).
  4. bahane albümünden sezen aksu şarkısı: sorarım sona eremem ararım döne döne duramam yürürüm diken diken kanamam yola düşünce bilemem başı sonu nerede akarım nehir gibi yine de yaşamak ve inadına ve ille de cana uyunca çile göremem bazı boşa bakarım bir dua bir türkü bir can yakarım beşerim şaşar hata yaparım kötü huyunca tutamam yeri toz tanesi bir garip dünya biçaresiyim bir kulun deli divanesiyim aşka gelince çile
  5. hüznü coşkusunda gizli bir şarkı. aşkı; bilgelikle, akılla, mantıkla, en sonunda da o karşı konulmaz duyguyla anlatır. tek kelimeyle anlatmak zordur ama işte tek kelimelik, aşka teslim olmuş sezen şarkılarından biri daha..
  6. bizim hiç bir hürriyetimiz yok, hiç bir hurriyetimiz, ne çalışmak, ne konuşmak, ne sevişmek sen orda bağrina bas dur en buyuk çileyi, ben burda en buyuk çileyi doldurayım, ekmeğe muhtaç, hürriyete muhtaç, sana muhtaç. sen orda koparılmış bir zerdali gibi dur, ben burda zerdalisiz bir dal gibi durayim. bir a. kadir şiiri.
  7. zevk ve sefadan el çekerek, bir yerde 40 günlük ibadet, eziyet sıkıntı, ibrişim, yün demeti, yay kirişi ve 'öt' anlamlarına gelir. çile bülbülüm çile (öt bülbülüm öt)
  8. Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde! Ve uçtu tepemden birdenbire dam; Gök devrildi, künde üstüne künde... Pencereye koştum: Kızıl kıyamet! Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı! Sonsuzluk, elinde bir mavi tulbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı Ateşten zehrini tattım bu okun, Bir anda kül etti can elmasımı. Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un, Kustum, öz ağzımdan kafatasımı Bir bardak su gibi çalkandı dünya; Söndü istikamet, yıkıldı boşluk. Al sana hakikat, al san rüya! işte akıllılık, işte sarhoşluk! Ensemin örsünde bir demir balyoz, Kapandım yatağa son çare diye. Bir kanlı şafakta, bana çil horoz, Yepyeni bir dünya etti hediye Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor; Makânı bir satih, zamanı vehim. Bütün bir kahinat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim. Nesin sen, hakikat olsan da çekil! Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam! Otursun yerine bende her şekil; Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam! Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın, Benliğim bir kazan ve aklım kepçe, Deliler köyünden bir menzil aşkın, Her fikir içimde bir çift kelepçe. Niçin küçülüyor eşya uzakta? Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl? Zamanın raksı ne bir yuvarlakta? Sonum varmış, onu öğrensem asıl? Bir fikir ki sıcak yarad kezzap, Bir fikir ki, beyin zarında sülük. Selam sana haşmetli azap; Yandıkça gelişen tılsımlı kütük. Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol! Ey yedinci gök, esrarını aç! Annemin duası, düş de perde ol! Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç! Uyku, katillerin bile çeşmesi; Yorgan, Allahsıza kadar sığınak. Teselli pınarı, sabır memesi; Size şerbet, bana kum dolu çanak. Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet, Sırrını ararken patlayan gülle? Yeşil asmalarda depreniş, şehvet; Karınca sarayı, kupkuru kelle... Akrep nokta nokta ruhumu sokmuş, Mevsimden mevsime girdim böylece. Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş, Fikir çilesinden büyük işkence. Evet, her şey bende bir gizli düğüm; Ne ölüm terleri döktüm, nelerden! Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm, Yetişir çektiğim mesafelerden! Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz; Yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık. Her gece rüyamı yazan sihirbaz, Tutuyor önümde bir mavi ışık. Büyücü, büyücü ne bana hıncın? Bu kükürtlü duman, nedir inimde? Camdan keskin, kıldan ince kılıcın, Bir zehir kıymak gibi, beynimde. Lugat, bir isim ver bana halimden; Herkesin bildiği dilden bir isim! Eski esvaplarım, tutun elimden; Aynalar söyleyin bana, ben kimim? Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa, Arzı boynuzunda taşıyan öküz? Belâ mimarının seçtiği arsa; Hayattan muhacir; eşyadan öksüz? Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı! Ne yalanlarda var, ne hakikatta, Gözümü yumdukça gördüğüm nakış. Boşuna gezmişim, yok tabiatta, içimdeki kadar iniş ve çıkış. Gece bir hendeğe düşercesine, Birden kucağına düştüm gerçeğin. Sanki erdim çetin bilmecesine, Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin. Açıl susam, açıl! Açıldı kapı; Atlas sedirinde mavera dede. Yandı sırça saray, ilahi yapı, Binbir avizeyle uçsuz maddede. Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik; Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur. içiçe mimari, içiçe benlik; Bildim seni ey Rab, bilinmez bilinmez meşhur! Nizam köpürüyor, med vakti deniz; Nizam köpürüyor, ta çenemde su. Suda bir gizli yol, pırıltılı iz; Suda ezel fikri, ebed duygusu. Kaçır beni ahenk, al beni birlik; Artık barınamam gölge varlıkta. Ver cüceye, onun olsun şairlik, Şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta. Öteler öteler, gayemin malı; Mesafe ekinim, zaman madenim. Gökte saman yolu benim olmalı; Dipsizlik gölünde, inciler benim. Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! Heybem hayat dolu, deste ve yumak. Sen, bütün dalların birleştiği kök; Biricik meselem, Sonsuza varmak... *
  9. "Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı!!!" dizeleriyle kendimi kelebek sanmama sebep, kahredici olduğu kadar olağanüstü şiir.
  10. bunu normal bir insan yazamaz dedirten harikulade şiir. evreni ve kendisini arayan insanın ruh haletidir tam olarak, çiledir.
  11. "Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa, Arzı boynuzunda taşıyan öküz? Belâ mimarının seçtiği arsa; Hayattan muhacir; eşyadan öksüz?" lise yıllarında beni anlattığını düşünüp dilime pelesenk ettiğim depresif dizeler. hala beni anlatıyor ya neyse.. "Kaçır beni ahenk, al beni birlik; Artık barınamam gölge varlıkta. Ver cüceye, onun olsun şairlik, Şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta" tam anlamıyla aşmış bir ruh hali.
  12. ismine nice şarkılar, şiirler yazılmış bitmek tükenmek bilmeyen duygudur.
  13. tasavvuf^'ta kullanılan bir kelimedir. insanların dünya'dan el-etek çekip öbür dünya için çalışmak amacıyla kapandıkları yere denir.
  14. necip fazıl'ın en büyük eserlerindendir.
  15. Belirli bir süre içinde kendisine dünya nimetlerini yasaklamaktır. çilenin çekildiği yere çilehane denir.
  16. hakkari-yuksekova'da halk dilinde kışın kırk gün süren dondurucu soğuklara verilen isim. sonrasında yirmi gün sürecek ve daha soğuk gececek beçe ayı gelecektir.
  17. bir rivayete göre çile kelimesi Farsçadaki çehil kelimesinden gelmektedir.
  18. özellikle halvetilik'te ve mevlevilik'te, müridin kapalı bir yerde belli bir süre (çoğunlukla 40 gün) tek başına ibadet etmesi.
  19. sezen aksu'nun bahane albümünde yer alan bir şarkı. sözleri: Sorarım soru sırra ermem Ararım döne döne duramam Yürürüm diken diken kanamam Yola düşünce Bilemem başı sorunu nerede Akarım nehir gibi yine de Yaşamak inadına ve illede Cana uyunca Çilee naninanina çileee naninanina Göremem bazı boşa bakarım Bir dua bir türkü bir can yakarım Beşerim şaşar hata yaparım Kötü huyumca Tutamam yeri toz tanesiyim Bir garip dünya biçaresiyim Bir kulun deli divanesiyim Aşka gelince Çilee naninanina çileee naninanina Ne rahat bir soluk aldım, ne huzur buldum Yine de sevdim bu acı dünyayı, gitmedim durdum Ah eey, ah eeey, ah eey Çilee naninanina çileee naninanina
  20. necip fazıl kısakürek'in bir şiiridir. Gaiblerde bir ses geldi: Bu adam, Gezdirsin boşluğu ense kökünde! Ve uçtu tepemden birdenbire dam; Gök devrildi, künde üstüne künde... Pencereye koştum: Kızıl kıyamet! Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı! Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent, Ok çekti yukardan, üstüme avcı Ateşten zehrini tattım bu okun, Bir anda kül etti can elmasımı. Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un, Kustum, öz ağzımdan kafatasımı Bir bardak su gibi çalkalandı dünya; Söndü istikamet, yıkıldı boşluk. Al sana hakikat, al sana rüya! işte akıllılık, işte sarhoşluk! Ensemin örsünde bir demir balyoz, Kapandım yatağa son çare diye. Bir kanlı şafakta, bana çil horoz, Yepyeni bir dünya etti hediye Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor; Makâni bir satıh, zamanı vehim. Bütün bir kainat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim. Nesin sen, hakikat olsan da çekil! Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam! Otursun yerine bende her şekil; Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam! Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın, Benliğim bir kazan ve aklım kepçe, Deliler köyünden bir menzil aşkın, Her fikir içimde bir çift kelepçe. Niçin küçülüyor eşya uzakta? Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl? Zamanın raksı ne bir yuvarlakta? Sonum varmış, onu ögrensem asıl? Bir fikir ki sıcak yarad kezzap, Bir fikir ki, beyin zarında sülük. Selam sana haşmetli azap; Yandıkça gelişen tılsımlı kütük. Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol! Ey yedinci gök, esrarını aç! Annemin duası, düş de perde ol! Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç! Uyku, katillerin bile çeşmesi; Yorgan, Allahsıza kadar sığınak. Teselli pınarı, sabır memesi; Size şerbet, bana kum dolu çanak. Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet, Sırrını ararken patlayan gülle? Yeşil asmalarda depreniş, şehvet; Karınca sarayı, kupkuru kelle... Akrep nokta nokta ruhumu sokmus, Mevsimden mevsime girdim böylece. Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş, Fikir çilesinden büyük işkence. Evet, her şey bende bir gizli düğüm; Ne ölüm terleri döktüm, nelerden! Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm, Yetişir çektiğim mesafelerden! Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz; Yollar bir yumaktır, uzun ve dolaşık. Her gece rüyamı yazan sihirbaz, Tutuyor önümde bir mavi ışık. Büyücü, büyücü ne bana hıncın? Bu kükürtlü duman, nedir inimde? Camdan keskin, kıldan ince kılıcın, Bir zehir kıymak gibi, beynimde. Lugat, bir isim ver bana halimden; Herkesin bildiği dilden bir isim! Eski esvaplarım, tutun elimden; Aynalar söyleyin bana, ben kimim? Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa, Arzı boynuzunda taşıyan öküz? Belâ mimarının seçtiği arsa; Hayattan mühacir; eşyadan öksüz? Ben ki, toz kanatıi bir kelebeğim, Minicik gövdeme yüklü Kafdağı, Bir zerrecigim ki, Arş'a gebeyim, Dev sancılarımın budur kaynağı! Ne yalanlarda var, ne hakikatta, Gözümü yumdukça gördüğüm nakış. Boşuna gezmişim, yok tabiatta, içimdeki kadar iniş ve çıkış. Gece bir hendeğe düşercesine, Birden kucağına düştüm gerçeğin. Sanki erdim çetin bilmecesine, Hem geçmis zamanın, hem geleceğin. Açıl susam, açıl! Açıldı kapı; Atlas sedirinde mavera dede. Yandı sırça saray, ilahi yapı, Binbir avizeyle uçsuz maddede. Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik; Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur. Içiçe mimari, içiçe benlik; Bildim seni ey Rab, bilinmez bilinmez meşhur! Nizam köpürüyor, med vakti deniz; Nizam köpürüyor, ta çenemde su. Suda bir gizli yol, pırılıtılı iz; Suda ezel fikri, ebed duygusu. Kaçır beni ahenk, al beni birlik; Artık barınamam gölge varlıkta. Ver cüceye, onun olsun şairlik, Şimdi gözüm, büyük sanatkarlıkta. Öteler öteler, gayemin malı; Mesafe ekinim, zaman madenim. Gökte saman yolu benim olmalı; Dipsizlik gölünde, inciler benim. Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! Heybem hayat dolu, deste ve yumak. Sen, bütün dalların birleştiği kök; Biricik meselem, Sonsuza varmak...
  21. necip fazıl kısakürek şiiri, aynı zamanda bütün şiirlerini topladığı şiir kitabının adı.
  22. hasreti denizlerin denizler kadar derin cümlelerinin sahibi söz üstadı şiirin piri necip fazıl kısakürek in tüm şiirlerinin toplandığı efsane kitap.
  23. "çeke çeke çekecek yerim kalmadı" dedirten. hiç bir zaman son bulmayan, çekildikçe gerisi gelen, hayatın bir kısmında kısa süreli molalar veren hadisler topağı. en kalınını memurlar ve işçi sınıfı çeker.
  24. Antalya ilinin Gazipaşa ilçesine bağlı bir köy. ilçenin tüm köyleri için: (bkz: Gazipaşa)
  25. cemil meriç'e göre sanatkâr ile peygamber'in müşterek nasibidir. "sanat mabedine adım atan genç! çile çekmek sanatkâr ile peygamber'in müşterek nasibidir... dudaklarında yepyeni bir şarkı ile ölmek, ölümlerin en güzelidir...uykusuz geceler, iftira, sefalet, doğum sancıları... işte dünyamızda hakikî sanatkarı bekleyen âkıbet... " üstad aktarır, bizden en uzun yolu ihtiyar edinmemiz beklenir, istenir. hakikate bu şekilde varılır çünkü; dolambaçlı ve tehlikeli yollardan. hiçbir hakikat rahat döşeğimiz yanıbaşındaki halının üzerinde bulunmaz.

senin cile kelimesiyle ilgili yorumun ne ?

Sitemap