suskun sözcüğünün zıt anlamlısı nedir ?


suskun kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : çaçaron, dilbaz, geveze, konuşkan

<< sus susmak >>









android-uygulamamiz-yayinlandi


sanalsözlük'te çaçaron kelimesiyle ilgili ne demişler ?

bu kelimeyle ilgili sanalsözlük'te yaklaşık 2 sayfa içerik bulunmaktadır.

  1. sessiz kalmayı, konuşmaya tercih edendir.
  2. bir ahmed arif şiiridir. ahmet kaya ağlama bebeğim albümünde yorumlamıştır. * Rüya, bütün çektiğimiz Rüya kahrım, rüya zindan. Nasıl da yılları buldu, Bir mısra boyu maceram. Sus, kimseler duymasın. Duymasın ölürüm ha. Aymışım yarı gece de Seni bulmuşam sonra Yağar bir yağmur sonra... Bilmezler nasıl aradık birbirimizi, Bilmezler nasıl sevdik birbirimizi, iki yitik hasret, iki parça can. Sus, kimseler duymasın Duymasın ölürem ha Aymışam yarı gecede Seni bulmuşam sonra Yağar bir yağmur sonra... Yağıyor yeşil yeşil.
  3. en iyi cevap susmaktır prensibini benimseyen, suskunlukeylemi içerisindeki kişi.
  4. her zaman yeterli cevap olan eylemdir.
  5. ahmed arif şiiri. ahmet kaya bir kısmına şarkısında yer vermiştir. Sus, kimseler duymasın. Duymasın ölürüm ha. Aydım yarı gecede Yeşil bir yağmur sonra... Yağıyor yeşil. En uzak, o adsız ve kimselersiz, O yitik yıldızda duyuyor musun? Bir stradivarius inler kendi kendine, Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil. Önce bendim diyor ve sonra benim... Ölümsüz, güzel ve çetin. Ezgisidir dolaşan bütün evreni, Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları. Canımı, tüylerimi sarmada şimdi Kendi rüzgarıyla vurgun... Sarıyor yeşil. Rüya, bütün çektigimiz. Rüya kahrım, rüya zindan. Nasıl da yılları buldu, Bir mısra boyu maceram... Bilmezler nasıl aradık birbirimizi, Bilmezler nasıl sevdik, iki yitik hasret, iki parça can. Çatladı yüreği çakmaktaşının, Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde Çağlardır boğulmuş bir su... Ağıyor yeşil. Yivlerinde yeşil güller fışkırmış, Susmuş bütün namlular... Susmuş dağ, Susmuş deniz. Dünya mışıl-mışıl, Uykular derin, Yılan su getirir yavru serçeye, Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş, Memeleri bereketli ve serin... Sağıyor yeşil. Aydım yarı gecede, Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat, Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda. Ama hançer taşı sanki Koca Kartaca! Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne Bak nasıl alıyor, yigit, Binlerce yıl da sonra Alıyor yesil. Vurur dağın doruğundan Atmacamın çalkara, Yalın gölgesi. Kuş vurmaz, tavşan almaz, Ama aç, azgın Köpek balıklarıydı parçaladığı Bak, Tiber saygılı, suskun. Bak nilüfer dizisi zinciri. Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır, Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi, Ve ilk gerillası Spartakus'un. Susuyor yeşil. Sus, kimseler duymasın, Duymasın, ölürüm ha. Aymışam yarı gece, Seni bulmuşam sonra. Seni, kaburgamın altın parçası. Seni, dişlerinde elma kokusu. Bir daha hangi ana doğurur bizi? Ruhum... Mısra çekiyorum, haberin olsun. Çarşılarin en küçük meyhanesi bu, Saçları yüzümde kardeş, çocuksu. Derimizin altında o olüm namussuzu... Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor. ilktir dost elinin hançersizliği... Ağlıyor yeşil.
  6. bir hicri izgören şiiri. Susardın ve kar yağardı Gözlerinde başlardı gece Yarım kalmış kitaplarda biterdi. Alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman Kırılmış aynalardı Susardın, durmadan susardın Ve kar yağardı Ocak ağaran saçlarımdı Şubat hayırsız bir evlattı, kaçaktı Ve uzaktı yaz bir anaydı Mart'ın izlerini taşırım bedenimde Aynı masalın ikizleri gibiydi günler Nisan saçlarımda ıslanırdı hep Susardın, durmadan susardın Ve yağmurlar başlardı Çok bekletti bizi, Hiç vaktinde gelmedi mayıs Haziran Aram'dı ya da öyle biriydi Temmuz bir düştü belki Yaraları sarar gibiydi Ağustos yıldızlarla basardı gecemizi Bir gül suçüstü yakalanırdı Eylül bir çocuğun çığlıklarıydı Susardın, durmadan susardın Ve rüzgârlar başlardı Yolunu yitirmiş bir gezgin gibiydi ekim Sürgünlere uğurlardık kendimizi Kalan mı bizdik, giden mi Bilinmezdi Kasım rüzgârda bir yapraktı Ve biraz ıtri Kendi sesiyle irkilirdi Aralık günlerin son neferi Soluk bir düş geçse de Hiçbir mevsim gözlerin kadar Acımasız kullanmadı neşteri Susardın ve kar yağardı
  7. susku içinde olan.
  8. konuşmayan kimse.
  9. susmak için nedenleri olandır. susarız; konuşulan konuyu boş, basit ve anlamsız buluyoruzdur, konuşmayı da gereksiz ve anlamsız buluruz; susarız; konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu; susarız; sessiz bir onaydır susuşumuz;biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere; susarız; sessiz bir bekleyiş olur susmak;ya kendimizin yada karşımızdakinin ortak değerleri yeniden gözden geçirmesine tanınmış bir fırsattır sessizliğimiz;yada birinin bizi fark etmesi, doğru algılayabilmesi için tanınmış bir süre; susan için endişe ve olasılık hesapları arasındaki gel git lerle biraz da huzursuz bir bekleyiştir susmak; susarız; dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz; öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak;ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar&#8230;ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen; susarız; hassas ve kırılgan bir tepkidirküçücük bir hatırlatmadır belki;fark edilmesi ve onarılması incelik ister;ya yeniden bir kazanıştır yada aleyhte bir delil olarak kalır karşımızdaki için; susarız; bir ilişkide negatiflerin gözümüze batmaya başladığı, karşımızdakine ait aleyhte deliller dosyasının kabarmaya başladığı ve hatta dosyayı masanızdan kaldırmaya gerek duymaz olduğunuz bir noktadasınızdır;bir duruş, bir soluklanmadır susmak;ortak geçmişin değerlendirilmesi ve geleceğin muhasebesidir;durup yeniden, şimdi bulunduğunuz noktadan bir daha bakmak istersiniz yaşananlara ve eldekilerle geleceğe gitmenin ne kadar mümkün olduğuna;bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmeye başladığı yerdir susmak; susarız; ayağımız yerden kesilmiş, bulutların üstündeyizdir ve çiçek çiçek bahardır yüreğimiz;sevdiğimizle yan yana ve can cana yızdır;öyle bir ruhsal bütünleşmedir ki hiçbir söz tanımlamaya yeterli gelmez hissedilenleri ve susarız;sadece yüreklerin ve gözlerin konuştuğu yerdir suskunluğumuz; susarız; iletişimin tıkandığı yerdeyizdir , hiçbir iletinin bize yeterli gelmediği ve hiçbir iletimizin doğru algılanmadığı;yanlışlıklar, yanılgılar ve kim bilir belki de gerçeklerdir bir fırtınaya tutulmuşçasına savrulup duran;sözler yerini sessizliğe bırakmaya başlar ve siyah, tek nokta konur cümlelerin sonuna;zamanla cümlelerimizin sonuna konan o tek ve siyah nokta büyüyerek bir kara deliğe dönüşmeye başlar;güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı yerdir ve gitmek zamanının ertelenmiş halidir susmak; susarız; kabul edilmiş bir hata yada suçtur susuşumuz ve söylenecek her söz kaybetme riskidir;korku eşlik eder suskunluğumuza; susarız; bir gidişi kabullenmektir susmak, yerinde ve zamanında olduğunun ayırdımında olduğumuz bir gidişin; susarız; hayata karşı bir susuştur bu kez yaşanan;bizi can evimizden vuran bir kayıp, yaşanan büyük bir acı, ölesiye bir çaresizliktir yaşadığımız;söylenecek hiçbir sözümüzün adrese teslim olmayacağından emin olduğumuz, bütün sözcüklerin anlamını yitirdiği bir yerdeyizdir;hayatın bize bir şey katamadığı ve bizim de hayata bir şey katmak için anlamımızı kaybettiğimiz bir yer;belki de boş gözlerle, algılamadan bir seyirdir hayat o noktada ve belki de amacı ve beklentisi olmayan, bir mesaj kaygısı taşımayan ve hedefi olmayan tek susuştur yaşadığımız; susmak; eylemsiz ve durağan bir edim gibi görünse de her susku bir şey anlatır yine de ve her suskunun bir nedeni vardır ve her susku içinde pek çok sesi hapseden sessiz bir eylemdir... alıntı
  10. ahmed arif 'in pek çok şeyi tek mısra ile çözdüğü şiirdir. Bir daha hangi ana doğurur bizi?
  11. suskunum arkadaşım bazı gecelerde... kendimle konuşmaktan bile kaçar oldum...
  12. konuşmayı sevmeyen insan değil, öz konuşan insandır. ayrıca sürekli neden konuşmuyorsun sorusuna cevap vermekten bıkan insandır. içinden bu sorunun cevabı olarak daima "adam olsaydın da tanısaydın, boş konuşmayı sevmediğimi anlardın" olarak cevap verir. bunu içinden söyler evet, çünkü karşısındakinin bu cevabın sonunda başka sorular üreteceğini de bilir, kendini yormaz. özellikle günümüzde boş konuşup head fucker diye tabir edilen kişilere nazaran tercih edilen insanlardır.
  13. rumi şiirlerinde ''hamuş'' mahlasını kullanmıştır.hamuş'un türkçe karşılığı SUSKUN' dur.bugün hangimiz böylesine susabiliyor?
  14. ahmet kaya bestelemese belki de hiç haberim olmayacağı ahmed arif şiiri. bu şiire bu kadar güzel müzik oturtmak herkesin harcı değildir.
  15. büyük usta ahmet arif'in en güzel şiirlerinden biri... ahmet kaya'da, fikret kızılok'da bu şiirin diledikleri mısralarını almış, onlara çok güzel hükmetmiş, tekrar tekrar dinlemesi harika şarkıların altına imza koymuşlardır.
  16. ahmed arif'in kendi sesinden dinlenmesi gereken şiir. http://video.uludagsozluk.com/v/suskun-13485/
  17. (bkz: hamuş)
  18. aydın hatipoğlu şiiridir. Kayık yüzdürüyor çocuklar Çamur gölünde Kâğıttan kayıklar Mutluluk rüzgârlarını doldurup Yelken açıyorlar özgürlüğe Islanıncaya dek Kısacık bir suskunluk Islaklığın peşi sıra Sonra yeni bir kayık Bir kayık daha Çamur gölü yutuyor durmadan Umudun küçük teknelerini Ardından upuzun bir suskunluk Ağlamayı unutmuş çocuklar Alışık...
  19. (bkz: suskun stayla)
  20. söz gümüş ise sukut altındır sözünden kedisi için sukut u seçmiş kişidir. lal dır.
  21. Güçsüz vatandaşın hakkını arayıpta bir türlü bulamayışı sonucu herşeyden ümidi kesmesiyle geldiği durum...
  22. kahraman tazeoğlu'nun bir şiiridir. yağmurlar adını çizseydi yüreğime gözyaşı tufanlarıyla yağmalanmazdı bu sevda oysa amansızlığın burçlarında bencilliği unutup sencil yaşamak vardı bir zaman hasret kokulu günlerin tortuları böyle çökmezdi gözlerime hani sevdalar sevda gibi yaşanırdı hani yenilgi sandığın yengiler vardı suskun yüreğimi kanırtmışlığınla çekip gitmişliğinleyim uçurumlarca uzağım sana kan revanım bu kadar mı kadük bu kadar mı derme çatma bu sevda suskun çorak toprakların köhne çatlaklarına ağlarım öyle ölgün öyle perişan bulutlar kırılır başımın üstünde ve bağışlamalar serpiştiririm sulara yılları unuturum yolları beklerken gelmezsin suskun dillenmeden yıllanırsın suskun tamiri olmaz bitenlerin yarınların gardiyanlığı düşer bize özü sevdasında saklı suskun seni anlatmaktan yorgun mektuplar var iflah olmaz ve yaralı şiirlerle dolu dipsiz kuyulardan şahikalara doğru al beni götür kendine suskun üşütmez bizi tenhalıklar yakışmaz bu öfkeler bize sevilmişlik kokuyor dudaklarımız sözlerce serpin bana ört ateşimi suskun.
  23. --spoiler-- Sus, kimseler duymasın Duymasın ölürem ha Aymışam yarı gecede Seni bulmuşam sonra Yağar bir yağmur sonra... Yağıyor yeşil yeşil. --spoiler-- dizeleriyle beni büyülemiş üstad.
  24. unutulmaz bir ahmet arif klasiği... veya ahmet kaya klasiği... http://sarki.dinle.us/ahm...kaya-suskun-sarkisi-dinle
  25. --spoiler-- Bir daha hangi ana doğurur bizi? --spoiler-- * * *

senin suskun kelimesiyle ilgili yorumun ne ?

Sitemap